Büyük Selçuklu Devleti: İslam Dünyasının Lideri ve Anadolu'nun Fethi
Büyük Selçuklu Devleti (1040-1157)
Büyük Selçuklu devleti türk-islam sentezinin önemli unsurlarından biridir ve sınav konusu olarakta osmanlıdan önceki dönemin önemli devleti ve anadolunun ele geçirmesiyle de ayrıca çok önemli bir konudur. Bu devlet ortaya çıktığı dönemdeki islam dünyasının parçalı yapısını tek çatı altında da birleştirdiği için islam tarihi açısından da önemli bir yer tuttuğunu iyi bilmelisiniz. Öğrenciler bazen bu konuya fazlaca bir önem vermeyebiliyor ama büyük selçuklu devleti konusuda en az osmanlı devleti kadar önemli bir konudur. Zaten püf noktalarını sizlere içerikte de vermiş olacağım. Şimdi adım adım kuruluş, yükseliş ve yıkılış süreçlerini inceleyelim
Selçukluların Kuruluş Süreci ve Bağımsızlık Mücadelesi
-
Selçukluların devletleşme süreci uzun bir hazırlık döneminin sonucudur. Tek bir zaman diliminde hemen kurulabilmiş bir devlet değildir. Oğuzların kınık boyuna mensup olduğunu bilmelisiniz bu da sınavda kavram olarak sorulabilecek bir konudur. Selçuk bey oğuz-yabgu devletinde bir komutandı fakat anlaşmazlığa girerek beraberindeki bazı oğuz boylarıyla cend bölgesine göç etmek zorunda kalmış ve burada islamiyeti kabul etmiştir. Selçuk bey ve çevresinde toplanan Oğuz toplulukları, başlangıçta bulunduğu coğrafyada daha çok siyasi varlığını koruma ve bağımsız hareket etme çabası içindeydi. Bu süreçte yalnızca askerî mücadeleler değil, diplomatik ilişkiler ve bölgesel dengeler de önem taşımıştır. Selçuklular, kendilerinden daha yerleşik ve kurumsal devletlerle mücadele ederken bozkır savaşçılığı ile esnek hareket yeteneklerini etkili biçimde kullanmıştır.
-
Zamanla samani devletinin baskılarına dayanamayıp bu seferde horasan bölgesine göç etmek zorunda kalmışlardır ve bu göç asıl hikayenin başlangıcı olarak sayılabilir. Horasan bölgesine göç esnasında selçuklu hanedanının başında iki önemli figür bulunmaktaydı bunlar Tuğrul ve Çağrı bey kardeşlerdi. Tuğrul bey daha çok yönetim ve siyasi kanatla ilgilenirken çağrı bey ise askeri kanadın yönetiminde etkiliydi. Bu iki isim devletin kuruluş hikayesinin en önemli figürleridir ve özellikle çağrı beyin keşif amaçlı seferleri devletin feth ve yerleşim politikasının önemli bir kısmını oluşturmuştur.
-
Göç ettikleri Horasan bölgesi büyük ölçüde Gaznelilerin egemenliği altındaydı ve bu durum Gaznelilerle ilişkilerin giderek sertleşmesine neden olmuştur. Gazneliler, Selçukluları kontrol altına almak istiyordu; Selçuklular ise Horasan’da kalıcı güç hâline gelmeye çalışıyordu. Bu çatışma, Selçuklu Devleti’nin bağımsız bir siyasi yapı hâline gelmesinde belirleyici olmuştur. Sonuç olarak Selçuklular, yalnızca yeni topraklar arayan göçebe topluluklar değil; devlet kurma iddiası taşıyan güçlü bir siyasi hareket olarak tarih sahnesine çıkmıştır.
Dandanakan Savaşı ve Büyük Selçuklu Devleti’nin Resmen Kuruluşu (1040)
- 1040 yılında Gazneliler ile Selçuklular arasındaki sürtüşme bir savaşa neden oldu. Daha öncede 2 savaş yapılmıştı fakat Yapılan Dandanakan Savaşı, Büyük Selçuklu Devleti’nin kuruluşunu kesinleştiren en önemli olaydır. Bu savaşta Selçuklular, Gazneli ordusunu yenilgiye uğratmış ve Horasan üzerinde hâkimiyet kurmuştur. Selçuklular kuruluş, gazneliler ise yıkılış sürecine girmiştir. Zaferin önemi yalnızca askerî değildir. Çünkü bu savaşla birlikte Selçuklular, Gazneliler karşısında bağımsız ve üstün bir güç hâline gelmiş, devletleşme sürecini tamamlamıştır.
Dandanakan’ın sonuçları maddeler hâlinde şu şekilde özetlenebilir:
- Büyük Selçuklu Devleti resmen kurulmuştur.
- Horasan Selçuklu hâkimiyetine girmiştir.
- Gazneliler savunmaya çekilmek zorunda kalmıştır.
- Selçuklular İslam dünyasında güçlü bir siyasi aktör hâline gelmiştir.
- Tuğrul Bey sultan ilan edilmiştir.
- Devletin batıya ve güneye doğru genişlemesinin önü açılmıştır.
Bu savaş, TYT için çok önemlidir. Çünkü çoğu zaman “kuruluşu kesinleştiren savaş” ya da “Gazneliler karşısında kazanılan zafer” şeklinde dolaylı sorularla ölçülebilir.
Tuğrul Bey Dönemi: Devletin Güçlenmesi ve İslam Dünyasında Liderlik
Tuğrul Bey, Büyük Selçuklu Devleti’nin ilk büyük hükümdarıdır. Onun döneminde Selçuklu Devleti yalnızca bir fetih gücü olmaktan çıkmış, İslam dünyasının siyasal merkezine yerleşen bir devlet hâline gelmiştir. Tuğrul Bey’in en önemli başarısı, Abbasi halifesiyle kurduğu ilişki sayesinde devletine dinî meşruiyet kazandırmasıdır.
Pasinler savaşı (1048)
-
Daha öncesinde çağrı bey komutasındaki selçuklular 1015-1021 yılları arasında anadoluya keşif ve ganimetler için akınlar düzenlemiş ve bu akınlar sonucunda da anadolunun yerleşmeye uygun bir coğrafya olduğuna kanaat getirmişlerdir.
-
Devletin kuruluşundan sonra bu sefer tuğrul beyin üvey kardeşi komutasındaki selçuklular anadoluya akınlar düzenlemişlerdir. Bu akınlarda Bizans ve gürcü birlikleri bir ittifak kurmuş ve selçuklulara karşı mücadele etmişlerdir. Bu mücadeleyi selçuklu ordusu kazanmıştır.
Bu savaş malazgirt savaşından önceki en önemli savaştır ve ösym açısındanda önemli bir konu olduğunu bilmeniz lazım bu savaşla anadolunun kapıları aralanmış ve selçuklular bizans savunmasının test etme fırsatı bulmuşlardır.
Bağdat Seferi (1055)
-
Abbasi halifesi siyasi olarak çok güçsüz bir durumdaydı ve dönem dönem bazı devletlerin baskısına maruz kalıyordu. Büveyhoğulları devletide bu devletlerden biriydi ve uzunca bir süre abbasi halifesini baskıları altında tuttular. Abbasi halifesi bu durum için yeni sığınabileceği güç odakları arıyordu hatırlarsanız gazneliler konusunu işlerken Sultan Mahmudunda abbasi halifesini himayesi altına aldığını ve bundan dolayı halife tarafından sultan ünvanı verildiğinden bahsetmiştik. Daha sonraki dönemlerde yine büveyhoğullarının baskısıyla halife kendini koruyabilecek bir güç arayışındaydı. Bu dönemde iran coğrafyasına yönelmiş selçuklular için dini bir üstünlük sağlamak için bulunmaz bir fırsattı.
-
Abbasi halifesinin Büveyhoğullarına karşı tuğrul beyden yardım istemesi üzerine 1055 yılında Tuğrul Bey Bağdat’a girdi. Bu olay Selçuklu tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir. Çünkü bu gelişmeyle Abbasi halifesi siyasi koruma altına alınmış, Selçuklular da Sünni İslam dünyasının koruyucusu olarak tanınmıştır.
-
Bu olaydan sonra abbasi halifesi Tuğrul Bey’e “Doğunun ve Batının Sultanı” ünvanı verdi. Aslında bu ünvan abbasilerin siyasi olarak sona erdiğini gösterir sadece dini olarak varlıklarını devam ettirmişlerdir. Selçuklular ise siyasi meşruiyet yanı sıra ayrıca dini bir meşruiyet kazanmışlardır.
Tuğrul Bey döneminin başlıca gelişmeleri şunlardır:
- İran coğrafyasında Selçuklu hâkimiyeti güçlendi.
- Bağdat’a girilerek Abbasi halifesi koruma altına alındı.
- Büveyhoğulları’nın baskısı sona erdirildi.
- Selçuklular, İslam dünyasının siyasi liderliği konumuna yükseldi.
- Halife tarafından Tuğrul Bey’e siyasi meşruiyet verildi.
🟦 Not: Abbasi halifesi dinî otoriteyi temsil ederken, Selçuklu sultanı siyasî ve askerî gücü temsil etmiştir. Bu ikili yapı Türk-İslam devlet anlayışında önemlidir.
Alp Arslan Dönemi: Fetih Siyaseti ve Anadolu’ya Yöneliş (1063-1072)
-
Tuğrul Bey’den sonra tahta geçen Alp Arslan, Büyük Selçuklu Devleti’ni askerî bakımdan zirveye taşıyan hükümdardır. Tuğrul beyin erkek çocuğu olmadığı için öldükten sonra hanedanda taht kavgası başlamıştır. Alparslan veziri nizamülmülk'ünde desteğiyle tüm rakiplerini alt etmiş ve tahta oturmayı başarmıştır. Hükümdar olduktan sonra amcası döneminde vezir olan ve kendisini taht yolunda destekleyen nizamülmülküde veziri olarak tayin etmiştir.
-
Alparslan döneminde devletin iki temel politikası vardı. Doğuda ve güneyde güvenliği sağla batıda ise bizansı baskı altına al ve fetihler yap olmuştur. Bu durum selçuklularda fetih ve güvenliğik hareketlerinin planlamalara dayandığını gösterir. Bunu aklınızda tutmalısınız.
Alp Arslan döneminin önemli gelişmeleri şunlardır:
- Kafkasya’da Selçuklu etkisi arttı.
- Gürcü ve Ermeni bölgeleri üzerinde baskı kuruldu.
- Anadolu’ya yönelik Türk akınları hızlandı.
- Bizans ile doğrudan büyük mücadele süreci başladı.
- Devletin askerî gücü doruğa ulaştı.
Alparslan döneminde anadoluya akınlar yoğunlaşmıştır. Bu dönemde selçukluların hedefi sadece ganimet değildi. Anadoluyu ele geçirip türklere yeni bir yurt kazandırmaktı. Bu sebeple Selçuklular ve alparslanın batıya yönelik neredeyse tüm hareket politikaları bu senaryo üzerindeydi.
Malazgirt Savaşı (1071) ve Anadolu’nun Kapılarının Açılması
-
Aslında malazgirt savaşından önce alparslanın batı seferi devam ediyordu ve 1064 yılında hristiyan dünyasında alınamaz olarak kabul edilen ve bizansın doğu sınırındaki en güçlü savunması Ani kalesi alparslan tarafından ele geçirildi. Bu olay bizanslıları büyük bir tedirginliğe ve bir an önce önlem almaya itmiştir.
-
Doğu sınırındaki selçuklu faaliyetlerinden rahatsız olan bizans imparatorluğu 1071 yılında Bizans İmparatoru Romen Diyojen komutasında büyük bir ordu hazırladı. Bu orduyla doğuya doğru yola çıkan romen diyojen kesin bir zafer kazanacağından emindi. O sırada suriye üzerinde seferde olan alparslan haberi alır almaz malazgirt taraflarına hareket etti.
-
Bizans bu seferle Selçuklu ilerleyişini durdurmak ve Anadolu üzerindeki otoritesini yeniden kurmak istiyordu. Alp Arslan ise Bizans’ın bu girişimini boşa çıkararak Anadolu’daki Türk hareketini kalıcı hâle getirmeyi amaçlıyordu. Malazgirtte karşı karşıya gelen iki ordu arasında şiddetli bir savaş başlamış fakat bizans ordusunun sayıca çok kalabalık olmasından dolayı selçuklu ordusu hareketli süvari birlikleri ve yıpratma taktiğiyle Bizans ordusunu ağır yenilgiye uğratmıştır. Ayrıca savaş esnasında bizans ordusunda paralı askerlik yapan peçeneklilerinde saf değiştirmeleride savaşın gidişatını etkilemiştir. Ayrıca imparator Romen Diyojende savaşta esir alınmıştır. Daha önce alpaslan hakkında okuduğum bir kitapta alpaslan savaştan önce yaşı ilerlemiş birinin ağladığını görür ve sebebini sorduğunda bizans ile yapılacak savaşta kendiside yer almak istemiş fakat yaşı büyük olduğu için kabul edilmemiş alpaslanda bunun üzerine izin vermiş ve savaş esnasında bizans imparatorunu esir alan kişinin o yaşlı adam olduğu yazılıydı fakat doğrumudur bilemiyorum sadece sizlerle paylaşmak istedim :D.
Malazgirt Zaferi’nin sonuçları
- Anadolu’nun kapıları Türklere açılmıştır.
- Bizans’ın Anadolu’daki savunma gücü büyük darbe almıştır.
- Türk boylarının Anadolu’ya yerleşmesi hızlanmıştır.
- Anadolu’nun Türkleşme ve İslamlaşma süreci başlamıştır.
- Türkiye tarihinin temelleri atılmıştır.
- Anadolu Selçuklu Devleti ve beyliklerin kuruluş süreci için uygun ortam oluşmuştur.
Ama sakın şöyle düşünmeyin malazgirt kazanıldı ve tüm anadolu coğrafyası bir anda ele geçirildi böyle birşey yok. Özellikle ilk beylikler ve anadolu selçuklu devleti konularında göreceğiniz gibi anadolunun fethi kademeli ve zamana yayılmıştır. Savaştan sonra alpaslan anadolunun fethi için kılıç hakkı yani kim nereyi fethederse orası onundur demiştir. Bu şekilde anadolunun daha çabuk ele geçirilmesini hedeflemiştir. Bu savaşın en önemli sonucu bizansın anadolu üzerindeki hakimiyetinin zaman içinde yok olmasıdır aslında.
🟧 Uyarı: Malazgirt Savaşı Anadolu’nun tamamen bir anda fethedilmesi değil, Anadolu’nun Türklere yurt hâline gelme sürecinin başlamasıdır. Bu ayrım çok önemlidir.
Malazgirt savaşından sonra yönünü doğuya çeviren alpaslan karahanlılar üzerine bir sefer yapmış ve bu seferde suikaste uğrayarak vefat etmiştir. Ondan sonra yerine devlete en parlak dönemini yaşatacak melikşah geçmiştir.
Melikşah Dönemi: Büyük Selçuklu Devleti’nin En Parlak Çağı
- Alp Arslan’dan sonra tahta geçen Melikşah, Büyük Selçuklu Devleti’ni sınır, teşkilat ve refah bakımından zirveye ulaştırmıştır. İlk tahta çıktığı zamanda hanedan arası taht kavgalarını veziri nizamülkünde desteğiyle kazanmış ve selçuklu tahtına oturmayı başarmıştır. Nizamülmülk onun devrinde de yine vezirlik makamında olmuş vezirliğini sürdürmüştür. Melikşah döneminde devlet, Orta Asya’dan Akdeniz’e, Kafkasya’dan Yemen’e kadar uzanan geniş bir coğrafyada etkili olmuştur. Bu genişleme yalnızca askerî güçle açıklanamaz; aynı zamanda iyi işleyen bir yönetim düzeniyle de ilgilidir.
Karahanlılar ve Gaznelilerin İtaat Altına Alınması
- Bu iki devlet selçukluya sürekli sorunlar yaşatmıştır. Bildiğiniz üzere Büyük selçuklu devletinin kuruluşu gaznelilerle yapılan savaş sonucunda olmuş karahanlılara yapılan seferde de melikşahın babası sultan alparslan bir karahanlı komutanı tarafından öldürülmüştür. Melikşah döneminde bu iki devlete karşı üstünlük sağlanmış ve itaat altına alınmışlardır.
Suriye ve Hicazın Fethi
- Melikşah atalarının benimsediği politikaya uygun davranarak doğuyu güvende tut batıya baskı kur politikasına devam etmiştir. Kudüs,şam, halep ve yemen selçuklu himayesine girmiştir. Bunun üzerine abbasi halifesi melikşaha "Kasım Emire'l-Müminin" (Müminlerin Emirinin Ortağı) ünvanını vermiştir. (abbasi halifesinin tek yetkisi ünvan dağıtmak zaten tabi işin şakası dinen etkisi büyüktür :D)
Anadolu Selçuklu Devletinin kurulması
-
Süleyman şah 1077 yılında ilk olarak melikşaha bağlı anadolu selçuklu devletini kurdu. Tabi bu devlet daha sonra büyük selçukluların zayıflayıp yok olmasıyla bağımsızlıklarını ilan edecekti.
-
Burda tuğrul, alpaslan dönemlerinde olduğu gibi Melikşah dönemindede vezirlik yapan Nizamülmülk’ün katkısı çok büyüktür. Nizamülmülk, hem devlet teşkilatını güçlendirmiş hem de eğitim alanında önemli adımlar atmıştır. Onun öncülüğünde kurulan Nizamiye Medreseleri, Sünni İslam anlayışını güçlendirmek, devlet için nitelikli yönetici yetiştirmek ve bilim hayatını desteklemek amacı taşımıştır. Bu kurumlar, Türk-İslam medeniyetinin en önemli eğitim yapıları arasında yer alır. Yani nizamülmülk adeta devletin beyniydi.
Melikşah döneminin başlıca özellikleri şunlardır:
- Devlet en geniş sınırlarına ulaştı.
- İç düzen ve merkezî otorite güçlendirildi.
- Nizamiye Medreseleri yaygınlaştırıldı.
- Ekonomik ve idarî düzen sağlamlaştırıldı.
- Selçuklu kültür ve medeniyeti gelişti.
- İslam dünyasındaki Selçuklu liderliği pekişti.
Melikşah dönemi, Büyük Selçuklu Devleti’nin sadece fetih gücü değil; aynı zamanda kurumsal ve kültürel olgunluğa erişmiş bir devlet olduğunu gösterir. Bu nedenle Selçuklu tarihinin “zirve dönemi” olarak kabul edilir.
Büyük Selçuklu devleti sınırları doğuda orta asya ve batıda ise anadolu, hicaz,mısır ve kafkasyaya kadar uzanan geniş bir sınıra sahipti.
Büyük Selçuklu Devleti’nde Siyasal ve Kurumsal Yapı
Büyük Selçuklu Devleti’nin başarısının arkasında güçlü bir teşkilat yapısı vardır. Devletin başında sultan bulunurdu. Sultan, ülkenin en yüksek siyasi ve askerî lideriydi. Ancak yönetim yalnızca sultanın kişisel otoritesine dayanmazdı. Vezirlik makamı, divanlar, eyalet sistemi ve askerî teşkilat devlet işleyişinin temel unsurlarıydı.
Selçuklu devlet yapısında öne çıkan kurumlar şunlardır:
- Sultan: Devletin başıdır, siyasi ve askerî yetkiyi temsil eder.
- Vezir: Devlet yönetiminin en önemli görevlisidir. Özellikle Nizamülmülk bu makamın en güçlü örneğidir.
- Divan: Devlet işlerinin görüşüldüğü idarî organdır.
- İkta sistemi: Devlet görevlilerine ve askerlere maaş yerine belirli toprak gelirlerinin tahsis edilmesi esasına dayanır.
- Atabeylik: Şehzadelerin eğitimi ve eyalet yönetiminde deneyim kazanması için uygulanan sistemdir.
- Nizamiye Medreseleri: Eğitim ve Sünni düşüncenin güçlendirilmesi amacıyla kurulmuştur.
İkta sistemi çok önemlidir. Çünkü bu sistem sayesinde devlet hem ordunun masraflarını hafifletmiş hem de taşrada askerî ve idarî düzen kurmuştur. Toprak gelirini alan kişi, bunun karşılığında asker yetiştirmek ve bölgesinde düzeni sağlamakla yükümlüydü. Bu uygulama, merkezi hazine üzerindeki baskıyı azaltırken devletin taşradaki etkisini artırmıştır. Bu sistem osmanlı devletine de tımar sistemi olarak geçmiştir.
Nizamiye Medreseleri de yalnızca eğitim kurumu değildir. Aynı zamanda Sünni İslam anlayışını güçlendiren, devlet için bilgili kadrolar yetiştiren ve bilimsel düşünceyi destekleyen önemli kurumlardır. Bu kurumlarda islam dünyasının önemli isimlerinden Gazali bu medreselerde ders vermiştir. Bu yönüyle Büyük Selçuklular, yalnızca savaşçı değil; medeniyet kurucu bir devlet niteliği taşır.
Büyük Selçuklu Devleti’nin Zayıflaması ve Dağılması
- Melikşah dönemi devletin en parlak dönemi olsada bu dönemde çok büyük sorunlarda vardı. Büyük selçuklu devletinin yıkılış sebeplerini adım adım işleyelim.
Haşhaşiler (Batınilik)
-
Hasan Sabbah liderliğindeki batıni hareketi alamut kalesinde konuşlanmış ve selçuklu devletide dahil olmak üzere dönemin devletlerine çok büyük korku vermiştir. Hasan sabbah ve haşhaşiler suikastçi teriminin tüm dünyaya yayılmasını sağlayan gruptur.
-
Haşhaşi denilmesinin sebebi haşhaş kullanılarak dini ritüellerin yapılması sebebiyle bu ismi almışlardır. En önemli icraatlerinden biri selçuklu devletinin beyni olan nizamülmülke suikast düzenlemişlerdir. Hatta melikşahın şüpheli ölümü yine haşhaşiler tarafından zehirlendiği şüphesini yansıtır.
-
Haşhaşiler uzun bir süre boyunca alamut kalesinde dönemin devletlerine korku salmışlardır. Moğol seferleri sonucu alamut kalesi kuşanılmışsada alınamamıştır. Bunun üzerine kale içindekilerle beraber tamamıyla yıkılmış ve bu şekilde haşhaşiliğinde sonu gelmiştir. Ömer hayyamı anlatan bir kitap vardır ve bu kitapta hasan sabbah ve ömer hayyam hakkında da bazı olaylara değinmişlerdir okumanızı tavsiye ederim kendi şahsi düşüncem hasan sabbahı ve haşhaşi hareketini çok zekice bulurum. Sizlerinde bu konuda benimle aynı düşünecekmisiniz merak ediyorum :).
Fetret Devri
-
Melikşahın ölümüyle birlikte oğulları arasında 26 yıl boyunca taht kavgası yaşanmış ve bu süreçtede devlet tamamen yıpranıp çökmüştür.
-
Fetret devrini kardeşlerine üstünlük sağlayarak kazanan sencer sultan olmuştur.
Katvan Savaşı (1146)
- Sultan sencerin Moğol kökenli karahitaylılarla yapılan savaştır. Bu savaşta ağır bir yenilgi alınmış ve asya hakimiyeti büyük ölçüde son bulmuştur. Bu savaşla devletin prestiji yok olmuştur.
Atabeylerin Bağımsız Hareket Etmesi
- Devletin güçlü olduğu dönemde melikleri yani şehzadeleri eğitmekle yükümlü olan atabeyler devletin zayıflamasıyla güç kazanmışlardır. Zamanla kendi bölgelerinde bağımsızlık ilan edip küçük devletçikler kurmuşlardır.
Oğuz İsyanı (1153)
- Devletin asli unsuru olduklarını belirtip önemli kurumlara farsi devlet adamlarının yerleştirilmesi ve kendilerinden fazla vergi alınmasından dolayı isyan edip sultan senceri esir almışlardır. Sultan sencer 3 yıl boyunca esir olmuş ve bu esareti döneminde horasan bölgesi oğuzlar tarafından yağmalanmıştır. Sultan sencere gündüz hükümdar rolü yaptırılıyor gece ise kaçmasın diye türkmenler tarafından kafese konulup zincirleniyordu. Esaretten kurtulan sultan kısa bir süre sonrada ölmüştür. Ölümüyle birlikte selçuklu devleti tarihten silinmiştir.
Buna rağmen Büyük Selçuklu mirası tamamen yok olmamıştır. Irak Selçukluları, Kirman Selçukluları, Suriye Selçukluları ve Anadolu Selçuklu Devleti gibi yeni siyasi yapılar, bu mirası farklı bölgelerde sürdürmüştür. Özellikle Anadolu Selçukluları, Büyük Selçuklu Devleti’nin Anadolu’daki devamı niteliğinde çok önemli bir rol oynamıştır.
Sınavda Nasıl Sorulabilir
örneğin atabeylerin askerlerinin olmasını ve bu durumun neye yol açtığını veya ilişkilendirilemez tarzı sorular gelebiliyor veya en basit şekliyle malazgirtte sorulabilir. Mesela geçen sınavlarda türk-islam devletlerinin ortak sistemi gulam sistemi sorulmuştur bu şekilde genel sorularda sorulabilir. Nizamülmülkü bilmenizde önemli selçuklu devletinin beyni olması açısından önemli bir kişiliktir tabi savaş olarak malazgirtin yanı sıra kuruluş savaşı olan dandanakanıda bilmekte fayda var ösym direk tarihinide sorabilir veya dolambaçlı olarak başka bir konuyada bağlayabilir.
