Doğu ve Güney Cephelerinde Mücadele ve İlk Antlaşmalar (1919-1921)
Doğu ve Güney Cephelerinde Mücadele ve İlk Antlaşmalar (1919-1921)
Kurtuluş Savaşı’nın askerî süreci incelendiğinde çoğu zaman Batı Cephesi’ndeki büyük savaşlar ön plana çıkar. Ancak bu büyük savaşların kazanılmasını sağlayan zemin, Doğu ve Güney cephelerinde elde edilen askerî ve diplomatik başarılarla hazırlanmıştır. Bu nedenle bu cepheler, Millî Mücadele’nin sadece başlangıç safhası değil; aynı zamanda devletleşme sürecinin ilk somut başarılarının elde edildiği kritik bir dönemdir.
Bu cephelerde verilen mücadeleler, Osmanlı Devleti’nin son döneminde ortaya çıkan iki temel sorunun devamıdır. Doğu’da Ermeni devleti kurulma girişimi, Güney’de ise Fransız işgali ve buna bağlı olarak gelişen sömürgeci politikalar, Millî Mücadele’nin bu cephelerde şekillenmesine neden olmuştur. Bu mücadeleler sonucunda Türkiye hem sınırlarını korumuş hem de ilk uluslararası tanınma sürecini başlatmıştır.
DOĞU CEPHESİ
Ermeni Meselesinin Tarihsel Arka Planı ve Savaşın Zorunlu Hale Gelmesi
Doğu Cephesi’ni doğru anlamak için yalnızca 1920 yılındaki askerî gelişmelere odaklanmak yeterli değildir. Bu cephe, Osmanlı Devleti’nin XIX. yüzyıldan itibaren karşı karşıya kaldığı Ermeni meselesinin son aşamasıdır.
Osmanlı Devleti’nde uzun süre devlete bağlı kalan Ermeniler, Avrupa’da yayılan milliyetçilik akımının etkisiyle siyasallaşmaya başlamış ve özellikle Rusya tarafından desteklenmiştir. Berlin Antlaşması ile birlikte Ermeni meselesi uluslararası bir konu hâline gelmiş, büyük devletler Osmanlı Devleti’ni baskı altına almak için bu meseleyi kullanmaya başlamıştır.
I. Dünya Savaşı sırasında bazı Ermeni grupların Ruslarla iş birliği yapması, Doğu Anadolu’da güvenlik sorunlarını artırmıştır. Savaş sonrasında ise Wilson İlkeleri doğrultusunda Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti kurulması gündeme gelmiş ve bu durum bölgenin geleceğini doğrudan tehdit etmiştir.
Mondros Ateşkes Antlaşması’nın ardından Osmanlı ordusunun bölgeden çekilmesiyle birlikte Ermeni kuvvetleri Kars ve çevresinde ilerlemeye başlamış, Türk halkına yönelik saldırılar artmış ve bu durum artık askerî müdahaleyi zorunlu hâle getirmiştir.
🟦 Not: Doğu Cephesi, yalnızca bir sınır savaşı değil; Sevr Antlaşması’nda öngörülen Ermeni devletine karşı verilen ilk fiilî direniştir.
Doğu Cephesi’nin Askerî Yapısı ve Avantajları
Doğu Cephesi’nin en önemli özelliği, burada Osmanlı Devleti’nden kalan düzenli bir askerî gücün korunmuş olmasıdır. Kazım Karabekir Paşa komutasındaki 15. Kolordu, Mondros hükümlerine rağmen dağıtılmamış ve savaş gücünü korumuştur.
Bu durum Doğu Cephesi’ni diğer cephelerden ayırır. Çünkü:
- Düzenli ordu vardır
- Komuta birliği sağlanmıştır
- Disiplinli bir askerî yapı korunmuştur
Bu nedenle Doğu Cephesi’nde mücadele hızlı ve kesin sonuçlar vermiştir.
1920 Harekâtı ve Kesin Askerî Başarı
Ermeni kuvvetlerinin saldırılarının artması üzerine 1920 yılında Kazım Karabekir komutasındaki Türk ordusu taarruza geçmiştir. Bu taarruz, Millî Mücadele’nin ilk planlı ve başarılı askerî harekâtıdır.
Harekât sürecinde:
- Sarıkamış geri alınmış
- Kars ele geçirilmiş
- Ardından Gümrü’ye kadar ilerlenmiştir
Bu başarılar sonucunda Ermeni ordusu ağır bir yenilgiye uğramış ve barış istemek zorunda kalmıştır.
Bu gelişmelerin önemi çok büyüktür. Çünkü:
- Doğu Anadolu’daki işgal tehlikesi ortadan kalkmıştır
- Ermeni devleti kurulma ihtimali fiilen sona ermiştir
- TBMM’nin askerî gücü ilk kez açık biçimde ortaya konmuştur
Gümrü Antlaşması ve İlk Diplomatik Kazanım
3 Aralık 1920’de imzalanan Gümrü Antlaşması, Millî Mücadele açısından bir dönüm noktasıdır. Çünkü bu antlaşma ile TBMM ilk kez uluslararası bir antlaşma imzalamış ve siyasi varlığını kabul ettirmiştir.
Bu antlaşma ile:
- Ermenistan TBMM’yi tanımıştır
- Kars ve çevresi Türkiye’ye bırakılmıştır
- Ermenistan Sevr Antlaşması’nı geçersiz kabul etmiştir
Bu gelişme, Millî Mücadele’nin sadece askerî değil aynı zamanda diplomatik bir başarı olduğunu göstermektedir.
🟧 Uyarı: Gümrü Antlaşması, sınavlarda “ilk siyasi ve diplomatik başarı” olarak sıkça sorulur.
Moskova ve Kars Antlaşmaları ile Sürecin Tamamlanması
Gümrü Antlaşması sonrasında Sovyet Rusya ile ilişkiler gelişmiş ve 1921 Moskova Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Sovyet Rusya TBMM’yi tanımış ve iki taraf emperyalizme karşı ortak hareket etme kararı almıştır.
Ardından imzalanan Kars Antlaşması ile Türkiye’nin doğu sınırı kesinleşmiştir. Bu gelişmeler sayesinde Doğu Cephesi tamamen kapanmış ve buradaki askerî güç Batı Cephesi’ne kaydırılmıştır.
Doğu Cephesi’nin Genel Önemi
Doğu Cephesi’nin Millî Mücadele’ye katkısı çok yönlüdür. Bu cephede elde edilen başarılar sayesinde:
- Ermeni sorunu çözülmüş
- Doğu sınırı güvence altına alınmış
- TBMM uluslararası tanınma kazanmış
- Batı Cephesi için askerî güç oluşturulmuştur
Bu nedenle Doğu Cephesi, Millî Mücadele’nin en kritik başlangıç başarılarından biridir.
GÜNEY CEPHESİ
Güney Cephesi’nin Ortaya Çıkışı ve Fransız İşgal Politikası
Güney Cephesi, doğrudan sömürgeci paylaşım planlarının sonucudur. I. Dünya Savaşı sırasında yapılan gizli antlaşmalarla Güney Anadolu Fransız nüfuz alanı olarak belirlenmiştir.
Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra Fransızlar Adana, Maraş, Urfa ve Antep gibi bölgeleri işgal etmiş ve bu bölgelerde kontrol sağlamak için Ermeni birliklerinden yararlanmıştır. Bu durum, bölge halkı için büyük bir tehdit oluşturmuştur.
Güney Cephesi’nin Karakteri: Halk Direnişi
Güney Cephesi, diğer cephelerden farklı olarak düzenli ordudan çok halk direnişine dayanır. Bu cephede mücadele eden güçlerin önemli bir kısmı Kuva-yı Milliye birliklerinden oluşmuştur.
Bu durumun nedeni:
- Bölgenin merkezî otoriteden uzak olması
- Düzenli ordunun henüz yeterince güçlü olmaması
- İşgallerin ani gerçekleşmesi
Bu nedenle Güney Cephesi, Millî Mücadele’nin en “yerel” ve en “toplumsal” cephesi olmuştur.
🟦 Not: Güney Cephesi, halkın doğrudan savaşa katıldığı cephedir.
Maraş, Urfa ve Antep Direnişleri
Maraş’ta Fransız işgali sırasında yaşanan olaylar halkın direnişe geçmesine neden olmuş ve şehirde büyük bir mücadele başlamıştır. Bu mücadele sonucunda Fransızlar şehirden çekilmek zorunda kalmıştır.
Urfa’da da benzer şekilde halk direnişi gelişmiş ve Fransız kuvvetleri şehirden çıkarılmıştır. Bu gelişme, Millî Mücadele’nin Anadolu genelinde destek bulduğunu göstermiştir.
Antep savunması ise Güney Cephesi’nin en uzun ve en zorlu mücadelesidir. Şehir uzun süre kuşatma altında kalmış, halk büyük fedakârlıklarla direnişini sürdürmüştür. Bu direniş, Millî Mücadele’nin en çarpıcı örneklerinden biri olarak kabul edilir.
Ankara Antlaşması ve Güney Cephesi’nin Kapanması
Güney Cephesi’nde halk direnişinin başarılı olması ve Batı Cephesi’nde Türklerin güçlenmesi Fransa’yı TBMM ile anlaşma yapmaya zorlamıştır.
1921 Ankara Antlaşması ile:
- Fransa TBMM’yi resmen tanımış
- Güney Anadolu’daki işgaller sona ermiş
- Türkiye-Suriye sınırı büyük ölçüde belirlenmiştir
Bu antlaşma, Millî Mücadele’nin önemli diplomatik başarılarından biridir.
🟧 Uyarı: Ankara Antlaşması ile İtilaf Devletleri arasındaki birlik bozulmuş ve İngiltere yalnız kalmıştır.
Genel Değerlendirme
Doğu ve Güney cepheleri birlikte değerlendirildiğinde, Millî Mücadele’nin ilk askerî ve diplomatik başarılarının bu cephelerde elde edildiği görülür. Bu cephelerde kazanılan başarılar sayesinde TBMM hem içeride hem dışarıda güç kazanmış ve Batı Cephesi’ne odaklanma imkânı elde etmiştir.
Bu nedenle bu cepheler, Kurtuluş Savaşı’nın temelini oluşturan kritik aşamalar olarak kabul edilir.
Kronoloji
- 1919 – Doğu’da Ermeni saldırıları arttı
- 1920 – Doğu Cephesi harekâtı başladı
- 30 Ekim 1920 – Kars alındı
- 3 Aralık 1920 – Gümrü Antlaşması
- 16 Mart 1921 – Moskova Antlaşması
- 13 Ekim 1921 – Kars Antlaşması
- 1919 – Güney’de Fransız işgalleri başladı
- 1920 – Maraş kurtarıldı
- 1920 – Urfa kurtarıldı
- 1920-1921 – Antep savunması
- 20 Ekim 1921 – Ankara Antlaşması
Bu Konuyu Ne Kadar Öğrendin?
Konuyu okuduysan şimdi 5 soruluk mini testle kendini dene.
