Doğu ve Güney Cephelerinde Mücadele ve İlk Antlaşmalar (1919-1921)
- 1919
1919 sonu: Doğu cephesinde çatışmaların yoğunlaşması
- 1920
3 Aralık 1920: Gümrü Antlaşması (TBMM-Ermenistan)
- 1920
1920-1921: Güney cephesinde Antep, Maraş, Urfa direnişleri
- 1921
20 Ekim 1921: Ankara Antlaşması (Fransa-TBMM)
Doğu ve Güney Cephelerinde Mücadele ve İlk Antlaşmalar (1919-1921)
📖 Doğu ve Güney Cephelerinde Mücadele ve İlk Antlaşmalar (1919–1921)
🟦 Not: Bu konu, Millî Mücadele döneminde Doğu ve Güney cephelerinde yürütülen askerî ve siyasi mücadeleyi, bu cephelerin açılma nedenlerini, mücadelede öne çıkan komutanları ve kazanılan başarılardan sonra imzalanan ilk antlaşmaları ayrıntılı biçimde ele aldı. Konunun merkezinde yalnızca savaşlar yer almadı; aynı zamanda Ankara Hükûmeti’nin uluslararası meşruiyet kazanma süreci, TBMM’nin askerî başarısını diplomatik metinlere dönüştürmesi ve Misak-ı Millî’nin fiilen korunmaya başlanması da yer aldı.
🟧 Uyarı: Doğu ve Güney cepheleri, Batı Cephesi kadar geniş çaplı düzenli meydan savaşlarına sahne olmadı; ancak Millî Mücadele’nin siyasi geleceği açısından çok önemli sonuçlar doğurdu. Doğu Cephesi, Ankara Hükûmeti’nin uluslararası alanda imzaladığı ilk antlaşmayı getirdi. Güney Cephesi ise halk direnişinin başarısını gösterdi ve Fransa ile diplomatik uzlaşmanın yolunu açtı.
I. Millî Mücadele’de Doğu ve Güney Cephelerinin Yeri
Kurtuluş Savaşı’nın ilk döneminde cepheler, işgallerin yönüne ve tehdidin niteliğine göre şekillendi. Her cephe aynı şartlar içinde açılmadı. Batı Cephesi’nde temel tehdit Yunanistan’dan geldi. Doğu Cephesi’nde Ermeni devleti kurma girişimi öne çıktı. Güney Cephesi’nde ise Fransız işgali ve Fransızlarla birlikte hareket eden Ermeni silahlı unsurlar belirleyici oldu.
Doğu ve Güney cepheleri, Millî Mücadele’nin ilk yıllarında iki önemli ihtiyaca cevap verdi:
Türkiye’nin doğu ve güney sınırlarında oluşan parçalanma tehlikesini engellemek Ankara Hükûmeti’nin sadece direnen bir güç değil, başarı kazanan ve antlaşma yapabilen bir siyasi otorite olduğunu göstermek
Bu nedenle bu cephelerdeki mücadele yalnızca bölgesel savunma hareketi olarak görülmedi. Bu mücadeleler, doğrudan Ankara Hükûmeti’nin meşruiyetini güçlendirdi ve Batı Cephesi’ne yoğunlaşabilmek için arka alan güvenliği sağladı.
II. Doğu Cephesi’nin Açılış Sebepleri ve Bölgedeki Tehdit
Doğu Cephesi, Millî Mücadele’nin ilk düzenli askerî başarısının kazanıldığı alan oldu. Bu cephenin açılmasında en önemli etken, Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti kurulmak istenmesiydi. I. Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri, Osmanlı Devleti’nin doğu topraklarını yeniden düzenlemek istedi. Bu süreçte özellikle Ermeni milliyetçiliği dış destekle güç kazandı.
Doğu Cephesi’nin açılmasına yol açan gelişmeler Doğu Anadolu’nun Ermenilere bırakılması yönünde uluslararası planlar yapıldı. Ermeniler, Wilson İlkeleri’ne ve Paris Barış Konferansı sürecine dayanarak geniş toprak taleplerinde bulundu. İtilaf Devletleri, Doğu Anadolu’da Türk egemenliğini zayıflatmak için Ermeni tezini destekledi. Bölgedeki Türk ve Müslüman halk, can ve mal güvenliği bakımından ciddi tehdit altında kaldı. Sevr Antlaşması taslağında Doğu Anadolu’nun önemli bir kısmının Ermeni devletine bırakılması öngörüldü.
Bu gelişmeler, Ankara Hükûmeti açısından yalnızca bir sınır meselesi değildi. Eğer Doğu Anadolu’da Ermeni devleti kurulsa, Misak-ı Millî ağır darbe alacak ve Anadolu’nun bütünlüğü daha savaşın başında parçalanacaktı. Bu nedenle Doğu Cephesi askerî olduğu kadar siyasi ve psikolojik önem taşıdı.
🟦 Not: Doğu Cephesi’nde mücadele edilen tehdit, yalnızca mevcut Ermeni birlikleri olmadı. Asıl büyük tehlike, bu askerî hareketin uluslararası bir antlaşma düzenine dönüştürülmek istenmesiydi.
III. Doğu Cephesi’nde Askerî Hazırlık ve Kazım Karabekir Paşa’nın Rolü
Doğu Cephesi’nin başarıyla yürütülmesinde Kazım Karabekir Paşa belirleyici rol oynadı. Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında Osmanlı ordusunun büyük kısmı dağıtıldı; ancak doğuda 15. Kolordu görece düzenli yapısını korudu. Bu durum, Ankara Hükûmeti için büyük avantaj sağladı.
Kazım Karabekir Paşa’nın önemi Doğu Anadolu’daki düzenli askerî gücü korudu. Ermeni tehdidine karşı disiplinli savunma hattı oluşturdu. Bölgedeki millî direnişi dağınık yapıdan çıkarıp komuta altına aldı. Ankara Hükûmeti’nin askeri emirlerini uygulayabilecek güçlü bir yapı oluşturdu.
Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışından sonra başlayan Millî Mücadele sürecinde, doğuda güvenilir ve düzenli bir kuvvetin bulunması çok değerliydi. Çünkü Batı Anadolu’da başlangıçta Kuvâ-yı Milliye öne çıktı; buna karşılık doğuda düzenli birliklerin varlığı, daha planlı ve sonuç alıcı hareket edilmesini sağladı.
Doğu Cephesi’nde mücadelenin amaçları Ermeni saldırılarını durdurmak Doğu Anadolu’nun Türk yurdu olduğunu askerî olarak korumak Bölgedeki Türk halkın güvenliğini sağlamak Sevr Antlaşması’nda öngörülen düzeni sahada geçersiz hale getirmek Ankara Hükûmeti’nin ilk büyük askerî zaferini kazanmak
Bu hedefler, Doğu Cephesi’ni yalnızca savunma alanı olmaktan çıkardı. Cephenin temel amacı, doğuda kalıcı güvenlik sağlamak ve ileride yapılacak antlaşmalarda güçlü pazarlık zemini oluşturmaktı.
IV. Doğu Cephesi’nde Savaşın Seyri
1920 yılında Ermeni kuvvetleriyle çatışmalar yoğunlaştı. Ankara Hükûmeti henüz yeni kurulmuştu ve çok sınırlı imkânlara sahipti. Buna rağmen doğuda düzenli ordu niteliğindeki birliklerin bulunması sayesinde harekât planlı şekilde yürütüldü.
Mücadelenin gelişimi
Ermeni kuvvetleri, özellikle Kars ve çevresindeki bölgelerde baskı kurmaya çalıştı. Bu baskının amacı, bölgedeki hâkimiyeti genişletmek ve uluslararası destekle kurulması planlanan Ermeni devletine fiili sınır hazırlamaktı. Kazım Karabekir Paşa komutasındaki Türk birlikleri ise savunma ile yetinmedi; uygun şart oluşunca taarruza geçti.
Türk ordusu kısa sürede önemli başarılar kazandı. Sarıkamış, Kars ve Gümrü çevresinde üstünlük sağlandı. Bu askerî başarı, Ermenistan’ın direnme gücünü büyük ölçüde kırdı. Savaşın hızlı sonuç vermesinde üç temel etken rol oynadı:
Doğu’daki Türk birliklerinin düzenli yapıya sahip olması Bölgenin komuta birliği içinde yönetilmesi Ermenistan’ın uluslararası destek beklentisine rağmen sahada yeterli güç gösterememesi
Bu gelişmeler sonucunda Ermenistan barış istemek zorunda kaldı.
🟧 Uyarı: Doğu Cephesi’nde kazanılan başarı yalnızca askerî güç farkından kaynaklanmadı. Ankara Hükûmeti burada çok net bir siyasi hedef belirledi ve bu hedefi düzenli askerî güçle birleştirdi.
V. Gümrü Antlaşması (3 Aralık 1920)
Doğu Cephesi’ndeki başarıdan sonra Ankara Hükûmeti ile Ermenistan arasında Gümrü Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma, TBMM Hükûmeti’nin uluslararası alanda imzaladığı ilk antlaşma oldu. Bu yönüyle çok büyük önem taşıdı.
Gümrü Antlaşması’na giden yol Ermeni kuvvetleri askerî bakımdan geri püskürtüldü. Kars ve çevresinde Türk üstünlüğü sağlandı. Ermenistan, sahadaki başarısızlığı nedeniyle barışa mecbur kaldı. Ankara Hükûmeti, askerî kazanımı diplomatik metne dönüştürmek istedi. Gümrü Antlaşması’nın başlıca hükümleri Ermenistan, TBMM Hükûmeti’ni tanıdı. Kars ve çevresi Türkiye’ye bırakıldı. Ermenistan, Sevr Antlaşması’nı tanımadığını bildirdi. İki taraf arasında sınır yeniden düzenlendi. Ermenistan, Türkiye’ye karşı düşmanca faaliyetlerde bulunmamayı kabul etti. Gümrü Antlaşması’nın önemi TBMM’nin uluslararası alanda imzaladığı ilk antlaşma oldu. Sevr’in doğuda uygulanamayacağı fiilen gösterildi. Doğu sınırında büyük ölçüde güvenlik sağlandı. Ankara Hükûmeti’nin meşruiyeti güç kazandı. Batı Cephesi’ne daha fazla dikkat ve kaynak ayırma imkânı doğdu. Gümrü Antlaşması neden çok önemli oldu
Bu antlaşmanın değeri yalnızca sınır çizmiş olmasında yatmadı. Asıl önemli nokta, TBMM Hükûmeti’nin savaşan ve kazanan bir siyasi güç olarak muhatap alınmasıydı. İstanbul Hükûmeti resmen varlığını sürdürse de fiilen Anadolu hareketinin antlaşma yapabilen taraf haline gelmesi, egemenliğin yön değiştirdiğini gösterdi.
🟦 Not: Gümrü Antlaşması, “TBMM’yi tanıyan ilk devlet Ermenistan oldu” bilgisiyle sınavlarda sıkça vurgulandı.
🟧 Uyarı: Gümrü Antlaşması imzalandıktan kısa süre sonra Ermenistan’da Sovyet yönetimi kuruldu. Bu nedenle antlaşmanın uygulanma sürecinde yeni gelişmeler yaşandı. Ancak antlaşmanın siyasi ve tarihî değeri değişmedi.
VI. Sovyet Rusya ile İlişkiler ve Doğu Sınırının Kesinleşmesi
Doğu Cephesi’ndeki gelişmeler yalnızca Ermenistan ile sınırlı kalmadı. Aynı dönemde Sovyet Rusya da Kafkasya’da etkisini artırdı. Ankara Hükûmeti, Batılı devletlere karşı mücadele ederken Sovyet Rusya ile yakın ilişki kurmaya yöneldi. Bu yakınlaşmanın arkasında ortak çıkar vardı.
Ankara Hükûmeti ile Sovyet Rusya’nın yakınlaşma nedenleri Her iki taraf da Batılı emperyalist devletlere karşı temkinli yaklaştı. Ankara Hükûmeti, askerî ve mali destek aradı. Sovyet Rusya, Anadolu’da Batı yanlısı bir yönetim yerine anti-emperyalist bir millî hareketi desteklemeyi çıkarına uygun gördü.
Bu yakınlaşma, 1921’de imzalanan Moskova Antlaşması ile resmileşti.
VII. Moskova Antlaşması (16 Mart 1921)
Moskova Antlaşması, TBMM Hükûmeti ile Sovyet Rusya arasında imzalandı. Bu antlaşma, doğrudan Doğu Cephesi savaşlarının sonucu olarak ortaya çıkmadı; ancak Doğu’daki askerî başarılar ve Ankara Hükûmeti’nin güç kazanması bu antlaşmanın zeminini hazırladı.
Moskova Antlaşması’nın başlıca hükümleri Sovyet Rusya, Misak-ı Millî’yi tanıdı. Batum Gürcistan’a bırakıldı; buna karşılık Artvin ve Kars Türkiye’de kaldı. Taraflar birbirlerinin bağımsızlığına saygı göstermeyi kabul etti. Sovyet Rusya, Sevr Antlaşması’nı tanımadığını ortaya koydu. Taraflar arasında siyasi ve askerî yakınlaşma kuruldu. Moskova Antlaşması’nın önemi TBMM Hükûmeti ilk kez büyük bir devlet tarafından tanındı. Doğu sınırı büyük ölçüde güvence altına alındı. Sovyet yardımı için diplomatik zemin güçlendi. Ankara Hükûmeti’nin uluslararası konumu yükseldi. Batı Cephesi’ne odaklanmak kolaylaştı.
Moskova Antlaşması, Ankara Hükûmeti’nin yalnız olmadığını gösterdi. Bu durum hem içeride moral sağladı hem de dışarıda Anadolu hareketinin ciddiye alınmasını artırdı.
🟦 Not: Moskova Antlaşması, Misak-ı Millî’nin büyük bir devlet tarafından tanınması bakımından özel önem taşıdı.
VIII. Kars Antlaşması (13 Ekim 1921)
Moskova Antlaşması’ndan sonra Türkiye ile Sovyet Kafkas Cumhuriyetleri arasında Kars Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma, Doğu sınırını daha somut ve kesin biçimde düzenledi.
Kars Antlaşması’nın önemi Doğu sınırı kesinlik kazandı. Moskova Antlaşması’nın bölgesel düzeyde teyidi sağlandı. TBMM Hükûmeti’nin doğuda kalıcı güvenlik kurduğu ortaya çıktı.
Bu antlaşma ile Doğu Cephesi konusu büyük ölçüde kapanmış oldu. Böylece Millî Mücadele’nin ağırlık merkezi tamamen Batı Cephesi’ne kaydı.
🟧 Uyarı: Gümrü, Moskova ve Kars antlaşmaları birlikte değerlendirildiğinde, Doğu Cephesi’nin yalnızca askerî başarı değil aynı zamanda diplomatik başarı alanı olduğu açıkça görüldü.
IX. Güney Cephesi’nin Açılış Sebepleri
Güney Cephesi, Fransız işgali ve Fransızlarla iş birliği yapan Ermeni unsurlar nedeniyle açıldı. Bu cephede mücadele daha çok şehir savunmaları, yerel direniş ve halk örgütlenmesi şeklinde gelişti. Güney Cephesi’nin karakteri, Doğu Cephesi’nden farklı oldu. Burada düzenli ordudan çok yerel direniş öne çıktı.
Güney Cephesi’nin açılma nedenleri Fransa, Suriye’den kuzeye doğru ilerleyerek Çukurova’yı kontrol altına almak istedi. Bölge hem tarımsal üretim hem ulaşım hem de stratejik geçiş yolları açısından değer taşıdı. Fransa, bölgede Ermeni birliklerinden destek aldı. Yerel halk işgal kuvvetlerinin baskısı altında kaldı. İtilaf Devletleri arasında yapılan paylaşım planları, Güney Anadolu’nun Türk egemenliğinden çıkarılmasını hedefledi.
Fransa’nın amacı yalnızca geçici askerî varlık oluşturmak değildi. Özellikle Adana, Antep, Maraş ve Urfa hattında kalıcı siyasi ve ekonomik etki kurmak istendi. Bu nedenle bölgedeki Türk halkı işgali doğrudan varlık meselesi olarak gördü.
X. Güney Cephesi’nde Mücadelenin Özellikleri
Güney Cephesi, Millî Mücadele’nin en dikkat çekici halk direnişi örneklerini ortaya çıkardı. Burada mücadele merkezi ordudan çok yerel milisler, şehir savunmaları ve halk dayanışması ile yürütüldü.
Güney Cephesi’nin diğer cephelerden farkları Mücadelede halk gücü ve şehir savunması çok belirleyici oldu. Kuvâ-yı Milliye anlayışı daha yoğun biçimde hissedildi. Fransızlar, zaman zaman Ermeni lejyonlarından destek aldı. Cephede yalnızca açık alan savaşı değil, şehir içi direniş ve kuşatma şartları öne çıktı.
Bu özellikler, Güney Cephesi’ni askerî olduğu kadar toplumsal direnç cephesi haline getirdi.
🟦 Not: Güney Cephesi’nde başarı sağlayan unsurlardan biri, yerel halkın mücadeleyi yalnızca askerlerin değil bütün toplumun görevi olarak görmesiydi.
XI. Maraş’ta Mücadele
Maraş, Fransız işgaline karşı büyük direniş gösteren şehirlerden biri oldu. Fransız kuvvetleri bölgede kontrol kurmak istedi; ancak halk buna sert tepki verdi.
Maraş direnişinin nedenleri Fransız işgali halka baskı oluşturdu. Bölgede Ermeni unsurların Fransızlarla birlikte hareket etmesi gerilimi artırdı. Halk, işgali yalnızca askerî değil, sosyal ve millî tehdit olarak gördü. Maraş direnişinin gelişimi
Maraş halkı örgütlenerek Fransız kuvvetlerine karşı direnişe geçti. Şehirde mücadele ev ev, sokak sokak sürdü. Bu direnişte yerel liderlerin, din adamlarının ve halk önderlerinin etkisi büyük oldu. Sonuçta Fransızlar şehirde kalıcı olamayacaklarını gördü ve çekildi.
Maraş direnişinin önemi Halk direnişinin başarabileceğini gösterdi. Güney Cephesi’nde moral üstünlük sağladı. Şehrin daha sonra “Kahraman” unvanı almasına zemin hazırladı. XII. Urfa’da Mücadele
Urfa’da da benzer şekilde yerel direniş öne çıktı. Fransız işgaline karşı halk silahlı mücadeleye yöneldi.
Urfa direnişinin temel özellikleri Yerel milisler ve halk ön planda oldu. Fransız kuvvetleri bölgedeki direnişi tam olarak kıramadı. Halkın örgütlü baskısı sonucunda Fransızlar çekilmek zorunda kaldı.
Urfa direnişi, merkezi ordunun zayıf olduğu dönemde yerel halkın nasıl etkili savunma yapabildiğini gösterdi. Şehrin daha sonra “Şanlı” unvanı alması, bu mücadeledeki kararlılığın sembolü oldu.
XIII. Antep’te Mücadele
Güney Cephesi’nin en uzun ve en yıpratıcı direnişlerinden biri Antep’te yaşandı. Antep halkı Fransızlara karşı büyük fedakârlık gösterdi. Şehir uzun süre kuşatma altında kaldı.
Antep direnişinin önemi Halk son derece sınırlı imkânlarla direndi. Açlık, cephane yetersizliği ve kuşatma şartlarına rağmen mücadele sürdü. Şehir kısa sürede düşmedi; direniş Fransa’ya ağır maliyet yükledi.
Antep savunması, askerî olarak sürekli başarı getirmese de siyasi bakımdan çok önemli sonuç doğurdu. Fransa, bölgedeki direnişin kolay bastırılamayacağını anladı. Bu durum ileride yapılacak uzlaşmanın zeminini oluşturdu.
🟧 Uyarı: Antep savunmasını yalnızca “şehir düştü ya da düşmedi” mantığıyla değerlendirmek eksik kaldı. Asıl önemli olan, bu direnişin Fransa’ya işgalin sürdürülebilir olmadığını göstermesiydi.
XIV. Adana ve Çukurova Bölgesinde Mücadele
Fransa’nın Güney Anadolu’daki temel hedeflerinden biri Çukurova’yı elde tutmak oldu. Çünkü bölge verimli topraklara, önemli ulaşım hatlarına ve ekonomik potansiyele sahipti. Ancak bölgedeki Türk halkı bu işgali kabul etmedi.
Çukurova’daki direnişin amacı yalnızca şehirleri savunmak olmadı. Aynı zamanda Fransa’nın bölgesel düzen kurma planını bozmak hedeflendi. Yerel direniş birlikleri, Fransız kuvvetlerinin hareket alanını daralttı. Bu durum Fransa’nın askerî ve ekonomik yükünü artırdı.
XV. Güney Cephesi’nde Mücadelenin Sonuçları
Güney Cephesi’nde sürdürülen mücadele, Fransa’nın beklediği kolay işgal düzenini kurmasını engelledi. Fransa, Batı Anadolu’daki Yunanistan kadar sert ve uzun süreli genişleme siyaseti izleyemedi. Bunun birkaç nedeni vardı:
Halk direnişi beklenenden güçlü çıktı. Fransız işgali yüksek maliyet oluşturdu. Ankara Hükûmeti siyasi olarak güç kazandı. Sakarya Savaşı sonrasında Ankara’nın meşruiyeti daha da arttı.
Bu gelişmeler Fransa’yı uzlaşmaya yöneltti.
XVI. Ankara Antlaşması (20 Ekim 1921)
Güney Cephesi’ndeki mücadele ve özellikle Fransa’nın işgali sürdüremeyeceğini anlaması sonucunda Ankara Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma, TBMM Hükûmeti ile Fransa arasında yapıldı.
Ankara Antlaşması’na giden süreç Güney Cephesi’nde halk direnişi Fransa’yı yıprattı. Fransa, Anadolu’da uzun süreli çatışmanın çıkarına uygun olmadığını gördü. Sakarya Meydan Muharebesi sonrasında TBMM’nin gücü daha açık hale geldi. Fransa, İngiltere’den farklı olarak Anadolu meselesinde uzlaşma yolunu seçti. Ankara Antlaşması’nın başlıca hükümleri Fransa, TBMM Hükûmeti’ni tanıdı. Hatay dışındaki Güney Anadolu’dan Fransız kuvvetleri çekildi. Türkiye-Suriye sınırı büyük ölçüde belirlendi. İki taraf arasında çatışma sona erdi. Ankara Antlaşması’nın önemi Güney Cephesi kapanmış oldu. TBMM Hükûmeti Batılı bir devlet tarafından tanındı. Fransa’nın çekilmesiyle Güney Anadolu’da büyük rahatlama sağlandı. Batı Cephesi’ne daha fazla askerî güç aktarılabildi. İtilaf Devletleri arasındaki birlik zayıfladı. Ankara Antlaşması’nın sınırlı yönü
Bu antlaşma ile Hatay Türkiye sınırları dışında kaldı. Bunun temel nedeni, Fransa’nın Suriye üzerindeki manda düzenini korumak istemesiydi. Yani antlaşma genel olarak olumlu sonuç doğurdu; ancak Misak-ı Millî tam anlamıyla gerçekleşmedi.
🟦 Not: Ankara Antlaşması, Fransa’nın TBMM ile resmen uzlaşması bakımından çok önemliydi. Bu gelişme, Ankara Hükûmeti’nin dış politikada giderek güçlendiğini gösterdi.
🟧 Uyarı: Güney Cephesi’nin kapanması, yalnızca bir sınır başarısı olarak görülmedi. Bu gelişme, Batı Cephesi öncesinde Türkiye’nin önemli bir yükten kurtulmasını sağladı.
XVII. Doğu ve Güney Cephelerinin Millî Mücadele’ye Katkısı
Doğu ve Güney cephelerinde elde edilen başarılar, Millî Mücadele’nin genel seyri üzerinde çok güçlü etki oluşturdu.
Bu cephelerin sağladığı başlıca kazanımlar Ankara Hükûmeti’nin askerî gücü ispatlandı. TBMM, antlaşma yapabilen meşru siyasi otorite haline geldi. Doğu sınırı büyük ölçüde güvence altına alındı. Güney Cephesi kapanınca askerî yük hafifledi. Batı Cephesi’ne yoğunlaşmak mümkün hale geldi. Sevr Antlaşması’nın uygulanamayacağı sahada gösterildi. İtilaf Devletleri arasında görüş ayrılıkları derinleşti.
Bu katkılar sayesinde Batı Cephesi’ndeki büyük savaşlara daha sağlam siyasi ve askerî zeminle girildi.
XVIII. Karşılaştırma Bölümü
Doğu Cephesi ile Güney Cephesi karşılaştırıldığında, iki cephenin mücadele tarzı ve sonuçları arasında belirgin farklar görüldü.
Doğu Cephesi’nde düzenli ordu, komuta birliği ve hızlı askerî sonuç öne çıktı. Kazım Karabekir Paşa’nın elindeki düzenli birlikler sayesinde hedefe kısa sürede ulaşıldı. Bu cephede başarı daha doğrudan askerî güçle sağlandı ve Gümrü Antlaşması gibi net diplomatik sonuca ulaşıldı.
Güney Cephesi’nde ise halk direnişi, şehir savunmaları ve yerel kahramanlık belirleyici oldu. Burada mücadele daha parçalı ve toplumsal nitelik taşıdı. Sonuç askerî kesin zaferden çok, işgalin sürdürülemez hale gelmesi ve Fransa’nın uzlaşmaya mecbur kalması şeklinde ortaya çıktı.
Doğu Cephesi, Ankara Hükûmeti’nin ilk uluslararası antlaşmasını getirdi. Güney Cephesi ise Batılı bir devletle uzlaşma sağlayarak diplomatik yalnızlığı kırdı. Bu nedenle her iki cephe de farklı yollarla Millî Mücadele’ye güç kattı.
XIX. Genel Değerlendirme
1919–1921 yılları arasında Doğu ve Güney cephelerinde yürütülen mücadele, Kurtuluş Savaşı’nın yalnızca Batı Anadolu’da verilen bir savaş olmadığını açık biçimde gösterdi. Ankara Hükûmeti bir yandan doğuda Ermeni tehlikesini ortadan kaldırdı, diğer yandan güneyde Fransız işgalini ve ona bağlı yerel baskıları geriletti.
Bu süreçte askerî başarı ile diplomatik başarı birlikte ilerledi. Doğu Cephesi’nde kazanılan zafer Gümrü, Moskova ve Kars antlaşmalarını getirdi. Güney Cephesi’nde halk direnişi ve siyasi gelişmeler Ankara Antlaşması’na zemin hazırladı. Böylece Millî Mücadele, cephede kazanılan başarının masada korunabildiği bir aşamaya ulaştı.
Sonuç olarak Doğu ve Güney cepheleri, Batı Cephesi öncesinde Türkiye’nin arka alanını güvence altına aldı. Aynı zamanda TBMM Hükûmeti’ni hem içeride hem dışarıda daha güçlü hale getirdi. Bu nedenle bu cepheler, Kurtuluş Savaşı’nın yardımcı sahaları değil, zaferin temelini hazırlayan stratejik mücadele alanları oldu.
