En Uzun Yüzyıl (1800-1922)
- 1808
1808 → Sened-i İttifak
- 1808
1808-1839 → II. Mahmud Dönemi
- 1821
1821 → Rum İsyanı
- 1826
1826 → Vak‘a-i Hayriye
- 1827
1827 → Navarin Baskını
- 1829
1829 → Edirne Antlaşması
- 1833
1833 → Kütahya Antlaşması
- 1833
1833 → Hünkar İskelesi Antlaşması
- 1839
1839 → Tanzimat Fermanı
- 1839
1839-1861 → Abdülmecid Dönemi
- 1841
1841 → Londra Boğazlar Sözleşmesi
- 1853
1853-1856 → Kırım Savaşı
- 1856
1856 → Paris Antlaşması
- 1856
1856 → Islahat Fermanı
- 1861
1861-1876 → Abdülaziz Dönemi
- 1876
1876 → I. Meşrutiyet
- 1877
1877-1878 → 93 Harbi
- 1878
1878 → Ayastefanos Antlaşması
- 1878
1878 → Berlin Antlaşması
- 1881
1881 → Düyun-u Umumiye
- 1881
1881 → Tunus’un işgali
- 1882
1882 → Mısır’ın işgali
- 1908
1908 → II. Meşrutiyet
- 1911
1911-1912 → Trablusgarp Savaşı
- 1912
1912-1913 → Balkan Savaşları
- 1914
1914-1918 → I. Dünya Savaşı
- 1918
1918 → Mondros Ateşkes Antlaşması
- 1920
1920 → Misak-ı Millî
En Uzun Yüzyıl (1800-1922)
“En Uzun Yüzyıl” ifadesi, Osmanlı Devleti’nin yalnızca XIX. yüzyılı değil, bu yüzyılda başlayan ve 1922’ye kadar uzanan büyük çözülme, yeniden yapılanma ve modernleşme mücadelesini anlatır. Bu dönem, Osmanlı Devleti’nin klasik yapısını koruyamadığını açıkça gördüğü; buna karşılık devleti yaşatmak için askerî, idarî, hukukî, eğitimsel ve toplumsal alanlarda çok sayıda yenilik yapmak zorunda kaldığı bir süreçtir. Fakat aynı zamanda bu yüzyıl, toprak kayıplarının arttığı, milliyetçilik akımının imparatorluğu sarstığı, Avrupa devletlerinin Osmanlı iç işlerine daha fazla karıştığı ve sonunda imparatorluğun siyasî varlığının sona erdiği dönemdir.
Bu konuyu doğru anlamanın yolu, yalnızca “çöküş” kavramına odaklanmak değildir. Çünkü bu çağda Osmanlı Devleti hem dağılmış hem de değişmiştir. Bir yandan isyanlar, savaşlar ve işgaller yaşanırken; diğer yandan anayasa, meclis, modern okul, modern ordu, gazete, yeni hukuk anlayışı ve vatandaşlık düşüncesi gelişmiştir. Bu yüzden “En Uzun Yüzyıl”, aynı anda hem çözülmenin hem de modernleşmenin yüzyılıdır.
XIX. Yüzyılın Başında Osmanlı Devleti’nin Genel Durumu
1800’lere gelindiğinde Osmanlı Devleti artık klasik çağdaki gücünden uzaktı. Avrupa’da Sanayi Devrimi’nin etkileri yayılıyor, milliyetçilik güçleniyor, ordular modernleşiyor ve devletler arası diplomasi yeni kurallarla yürüyordu. Osmanlı ise:
- askerî bakımdan eski üstünlüğünü kaybetmeye başlamış,
- ekonomik olarak Avrupa ile rekabet etmekte zorlanır hâle gelmiş,
- iç isyanlarla uğraşan,
- taşrada ayanların güçlendiği,
- merkezî otoritenin zorlandığı
bir görünüm taşıyordu.
Bu şartlar altında devletin önünde iki temel mesele vardı:
- Dağılmayı önlemek
- Devleti yeni çağın şartlarına göre yeniden düzenlemek
İşte XIX. yüzyıl boyunca yapılan düzenlemeler ve yaşanan büyük kırılmalar bu iki mesele etrafında şekillendi.
II. Mahmud Dönemi (1808-1839)
II. Mahmud dönemi, “En Uzun Yüzyıl”ın gerçek başlangıcı sayılabilecek kadar önemlidir. Çünkü Osmanlı Devleti’nde köklü merkezileşme çabaları, askerî dönüşüm, idarî yenilikler ve modernleşme yönündeki ilk güçlü adımlar bu dönemde atılmıştır. Aynı zamanda bu dönem, isyanların ve dış baskının da çok yoğunlaştığı bir çağdır.
Sened-i İttifak (1808)
II. Mahmud tahta çıktığında merkezî otorite oldukça zayıftı. Taşrada ayanlar büyük güç kazanmıştı. Alemdar Mustafa Paşa’nın girişimiyle hazırlanan Sened-i İttifak, merkez ile ayanlar arasında yapılan bir uzlaşma belgesidir.
Neden ortaya çıktı?
- Merkezî otoritenin taşrada zayıflaması
- Ayanların yerel güç odağı hâline gelmesi
- Devletin iç düzeni yeniden kurma ihtiyacı
Önemi
- Padişah ile ayanlar arasında karşılıklı tanıma niteliği taşıyan ilk siyasal belge sayılır
- Merkezî otoritenin ne kadar zorlandığını gösterir
- Bazı yönleriyle Osmanlı’da anayasal gelişmelerin uzak öncülü gibi değerlendirilir
🟦 Not: Sened-i İttifak modern anlamda anayasa değildir. Ancak merkezî otoritenin ilk kez yerel güçlerle uzlaşmak zorunda kalması bakımından önemlidir.
Vak‘a-i Hayriye ve Yeniçeri Ocağı’nın Kaldırılması (1826)
II. Mahmud dönemi denince akla gelen en önemli olaylardan biri Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasıdır.
Neden kaldırıldı?
- Yeniçeri Ocağı askerî bakımdan işlevsizleşmişti
- Islahatlara karşı direniyordu
- Sık sık isyan ederek devlet düzenini bozuyordu
- Modern ordu kurulmasının önündeki en büyük engeldi
Olayın gelişimi
II. Mahmud, modern usullere göre eğitilecek yeni bir askerî teşkilat kurmak isteyince yeniçeriler isyan etti. Bunun üzerine devlet doğrudan müdahale ederek ocağı kaldırdı.
Sonuçları
- Yeniçeri Ocağı kaldırıldı
- Yerine Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye kuruldu
- Osmanlı modern ordu kurma yolunda en büyük engelden kurtuldu
- Merkezî otorite güçlendi
Önemi
Vak‘a-i Hayriye, Osmanlı modernleşmesinin askerî alandaki en büyük dönüm noktalarından biridir. Çünkü devlet ilk kez kendi içindeki geleneksel askerî yapıyı kesin biçimde tasfiye etmiştir.
II. Mahmud Dönemindeki Diğer Yenilikler
II. Mahmud yalnızca orduyu değiştirmedi; devlet yapısını da merkezileştirmeye çalıştı.
Başlıca yenilikler
- Divan teşkilatı kaldırılarak nazırlık sistemi geliştirildi
- Müsadere usulü sınırlandırıldı
- İlk nüfus sayımı yapıldı
- Posta ve karantina teşkilatları düzenlendi
- Kılık kıyafet alanında düzenlemeler yapıldı
- İlk resmî gazete Takvim-i Vekayi çıkarıldı
- Avrupa’ya öğrenciler gönderildi
- Yeni mektepler açıldı
Önemi
Bu düzenlemeler, Osmanlı Devleti’nin klasik kurumlarla ayakta kalamayacağını fark ettiğini ve merkezî, bürokratik, modern devlet yönünde ilerlemeye çalıştığını gösterir.
Sırp ve Rum İsyanları
II. Mahmud dönemi aynı zamanda milliyetçilik akımının Osmanlı üzerindeki etkisinin çok belirgin hâle geldiği dönemdir.
Sırp İsyanı
- XIX. yüzyıl başlarında başlamıştı
- Yerel özerklik ve zamanla bağımsızlık yolunu açtı
- Rusya’nın Slav politikası ile bağlantılıydı
Rum İsyanı (1821)
Rum İsyanı çok daha ağır sonuçlar doğurdu.
Neden çıktı?
- Fransız İhtilali’nin yaydığı milliyetçilik
- Etniki Eterya gibi örgütlerin faaliyetleri
- Avrupa kamuoyunun Rumlar lehine hareket etmesi
- Osmanlı’nın zayıflayan otoritesi
Sonuçları
- Mora ve Ege çevresinde büyük çatışmalar yaşandı
- Osmanlı, Mehmet Ali Paşa’dan yardım istedi
- Avrupa devletleri meseleye müdahil oldu
- Yunanistan bağımsızlığa giden yola girdi
Navarin Baskını (1827)
Rum İsyanı sırasında Osmanlı ve Mısır donanmaları, İngiltere-Fransa-Rusya ortak donanması tarafından Navarin’de yakıldı.
Önemi
- Osmanlı donanması ağır darbe aldı
- Avrupa devletleri Osmanlı iç meselesine doğrudan askerî müdahale etti
- Yunan bağımsızlığı süreci hızlandı
Edirne Antlaşması (1829)
Navarin sonrası gelişen Osmanlı-Rus Savaşı sonunda imzalandı.
Sonuçları
- Yunanistan’ın bağımsızlık süreci kesinleşti
- Sırbistan, Eflak ve Boğdan’da Osmanlı aleyhine yeni düzenlemeler yapıldı
- Rusya diplomatik bakımdan üstünlük kazandı
Mehmet Ali Paşa İsyanı ve Kütahya Antlaşması (1833)
Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Osmanlı adına Rum İsyanı’na yardım etmiş; bunun karşılığında bazı taleplerde bulunmuştu. Bu talepler karşılanmayınca merkezle çatışmaya girdi.
Neden önemlidir?
- Mısır’da güçlü ve yarı bağımsız yönetim kurmuştu
- Modern ordu ve mali yapı oluşturmuştu
- Suriye ve çevresini ele geçirmek istiyordu
Osmanlı kuvvetleri karşısında başarılı olunca Kütahya Antlaşması yapıldı.
Sonuçları
- Mehmet Ali Paşa’ya önemli bölgeler verildi
- Osmanlı merkezî otoritesi ağır sarsıldı
Hünkar İskelesi Antlaşması (1833)
Mehmet Ali Paşa karşısında zor duruma düşen Osmanlı, Rusya’dan yardım istedi.
Önemi
- Osmanlı, geçici olarak Rus desteği aldı
- İngiltere ve Fransa Osmanlı’nın Rus nüfuzuna girmesinden rahatsız oldu
- Boğazlar meselesi uluslararası sorun hâline geldi
🟧 Uyarı: II. Mahmud dönemi, hem modernleşmenin hem de devletin çok ağır iç ve dış krizlerle karşılaştığı bir dönemdir. Bu yüzden “En Uzun Yüzyıl”ın temel karakteri bu dönemde açıkça görülür.
Tanzimat Dönemi ve Abdülmecid Dönemi (1839-1861)
Abdülmecid dönemi, Osmanlı modernleşmesinin hukuk ve yönetim alanında daha sistemli hâle geldiği dönemdir. II. Mahmud’un hazırladığı zemin bu dönemde daha kapsamlı reformlarla genişletildi.
Tanzimat Fermanı (1839)
Mustafa Reşit Paşa’nın etkisiyle ilan edilen Tanzimat Fermanı, Osmanlı tarihinde modern hukuk devleti yönünde en önemli adımlardan biridir.
Neden ilan edildi?
- İç düzeni yeniden kurmak
- Avrupa devletlerinin baskısını azaltmak
- Gayrimüslim tebaanın devlete bağlılığını artırmak
- Vergi, askerlik ve hukuk alanında düzen kurmak
Temel maddeleri
- Can, mal ve namus güvenliği sağlanacaktır
- Vergiler düzenli ve kurallı alınacaktır
- Askerlik belli kurallara bağlanacaktır
- Mahkemelerde hukuk ilkeleri gözetilecektir
Önemi
- Padişahın yetkileri dolaylı biçimde hukukla sınırlandırılmaya başladı
- Devlet, tebaasına karşı sorumluluk üstlenen bir yapıya yöneldi
- Osmanlı’da modern vatandaşlık anlayışının ilk temelleri atıldı
Tanzimat Dönemindeki Diğer Gelişmeler
- Yeni mahkemeler açıldı
- Vilayet yönetiminde düzenlemeler yapıldı
- Eğitim alanında yeni kurumlar kuruldu
- Devlet bürokrasisi genişledi
- Batı tarzı hukuk ve idare anlayışı güç kazandı
Mısır Meselesinin Devamı ve Londra Boğazlar Sözleşmesi (1841)
Mehmet Ali Paşa sorunu Tanzimat’ın ilk yıllarında da sürdü. Büyük devletlerin müdahalesiyle mesele uluslararası çerçevede çözüldü.
Londra Boğazlar Sözleşmesi’nin önemi
- Boğazlar bütün yabancı savaş gemilerine kapatıldı
- Boğazlar rejimi uluslararası hukuk konusu hâline geldi
- Osmanlı boğazlar konusunda tek başına karar veren devlet olmaktan uzaklaştı
Kırım Savaşı (1853-1856)
Abdülmecid döneminin en önemli dış olayıdır.
Neden çıktı?
- Rusya’nın Osmanlı üzerindeki Ortodoks koruyuculuğu iddiasını genişletmek istemesi
- Boğazlar ve Balkanlar üzerindeki rekabet
- İngiltere ve Fransa’nın Rusya’nın aşırı güçlenmesini istememesi
Osmanlı kimlerle birlikte savaştı?
- İngiltere
- Fransa
- daha sonra Piyemonte
Sonuçları
- Rusya durduruldu
- Osmanlı denge siyasetinde başarı elde etti
- Ancak savaş maliyeti çok yüksekti ve borçlanma hızlandı
Paris Antlaşması (1856)
Önemi
- Osmanlı Devleti Avrupa devletler hukukunun bir parçası sayıldı
- Toprak bütünlüğü büyük devletlerin ortak garantisi altına alındı
- Karadeniz tarafsızlaştırıldı
Bu antlaşma dışarıdan bakıldığında başarı gibi görünür; fakat aynı zamanda Osmanlı’nın artık kendi gücüyle değil, Avrupa dengesi içinde korunmaya çalışılan devlet olduğunu da gösterir.
Islahat Fermanı (1856)
Paris Konferansı öncesinde ilan edildi.
Neden ilan edildi?
- Avrupa devletlerinin özellikle gayrimüslimler konusunda yaptığı baskıyı azaltmak
- Devlet içinde eşitlik fikrini güçlendirmek
- Avrupa kamuoyuna reform görüntüsü vermek
Sonuçları
- Gayrimüslimlere yeni haklar tanındı
- Eşitlik anlayışı vurgulandı
- Avrupa devletlerinin Osmanlı iç işlerine karışması tümüyle önlenemedi
Abdülaziz Dönemi (1861-1876)
Abdülaziz dönemi, görünüşte güçlüleşme çabalarının devam ettiği; fakat ekonomik sorunların ve Balkan bunalımlarının ağırlaştığı dönemdir.
Başlıca Özellikler
- Donanma güçlendirildi
- Ulaşım ve demir yolu yatırımları arttı
- Modern eğitim kurumları gelişti
- Ancak mali sorunlar büyüdü
- Dış borçlanma arttı
1871 Londra Konferansı
Paris Antlaşması ile Rusya’ya getirilen Karadeniz sınırlamaları kaldırıldı.
Önemi
- Rusya yeniden güç kazandı
- Osmanlı, Avrupa garantilerinin kalıcı olmadığını gördü
- Denge siyaseti daha kırılgan hâle geldi
Balkan Bunalımı’nın Derinleşmesi
Bosna-Hersek, Bulgaristan ve diğer Balkan bölgelerinde milliyetçi hareketler güçlendi. Bu durum Osmanlı’yı içte ve dışta çok zorladı.
I. Meşrutiyet ve V. Murad / II. Abdülhamid’e Geçiş (1876)
1876’da kısa süreli V. Murad dönemi yaşandı, ardından II. Abdülhamid tahta çıktı. Aynı yıl Kanun-i Esasi ilan edilerek I. Meşrutiyet başladı.
Önemi
- Osmanlı Devleti anayasal yönetime geçti
- Meclis açıldı
- Halk ilk kez temsilciler aracılığıyla yönetime katılmaya başladı
Bu gelişme, devletin ayakta kalmak için yalnızca askerî ve idarî değil, siyasî düzenini de değiştirmek zorunda kaldığını gösterir.
II. Abdülhamid Dönemi (1876-1909)
II. Abdülhamid dönemi, “En Uzun Yüzyıl”ın en kritik safhalarından biridir. Bu dönemde devlet hem büyük toprak kayıpları yaşamış hem de merkezî otoriteyi yeniden kurmaya çalışmıştır.
93 Harbi (1877-1878)
Neden çıktı?
- Balkan isyanları
- Rusya’nın Panslavizm politikası
- Osmanlı’nın zayıflayan Balkan hâkimiyeti
- Avrupa’nın Osmanlı üzerindeki baskısı
Sonuçları
- Osmanlı ağır yenilgi aldı
- Rus ordusu İstanbul yakınlarına kadar ilerledi
- Osmanlı çok büyük kayıplarla karşı karşıya kaldı
Ayastefanos Antlaşması (1878)
Sonuçları
- Büyük Bulgaristan kuruluyordu
- Sırbistan, Karadağ ve Romanya genişliyordu
- Rusya Balkanlar’da aşırı güç kazanıyordu
Bu durum İngiltere ve Avusturya-Macaristan’ı rahatsız etti.
Berlin Antlaşması (1878)
Ayastefanos’un ardından toplandı.
Sonuçları
- Büyük Bulgaristan küçültüldü
- Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsız oldu
- Bosna-Hersek Avusturya-Macaristan’a bırakıldı
- Kars, Ardahan, Batum Rusya’ya verildi
- İngiltere Kıbrıs’ta nüfuz kazandı
Önemi
- Osmanlı’nın kayıpları tamamen önlenmedi
- Ama Ayastefanos’a göre daha ağır parçalanma sınırlandı
- Denge siyaseti kısmen işe yaradı
II. Abdülhamid Dönemindeki İç Gelişmeler
II. Abdülhamid, devletin dağılmasını önlemek için merkezî otoriteyi güçlendirmeye çalıştı.
Başlıca uygulamalar
- Meclisi kapattı ve istibdat yönetimini başlattı
- Eğitim kurumlarını yaygınlaştırdı
- Demir yolu projelerini destekledi
- Haberleşme ağını geliştirdi
- Panislamizm siyasetini öne çıkardı
Düyun-u Umumiye (1881)
Neden ortaya çıktı?
Osmanlı Devleti dış borçlarını ödeyemeyince alacaklı devletler mali denetim kurdu.
Önemi
- Osmanlı mali bağımsızlığı büyük ölçüde zayıfladı
- Avrupa devletleri ekonomik nüfuz kurdu
Tunus’un İşgali (1881) ve Mısır’ın İşgali (1882)
Tunus
- Fransa tarafından işgal edildi
Mısır
- İngiltere tarafından işgal edildi
Önemi
- Osmanlı Kuzey Afrika’daki fiilî hakimiyetini büyük ölçüde kaybetti
- İngiltere ve Fransa Osmanlı topraklarından pay almaya başladı
- Şark Meselesi daha da derinleşti
Almanya ile Yakınlaşma
Neden başladı?
- İngiltere ve Fransa’ya güvenin azalması
- Rusya tehdidinin sürmesi
- Almanya’nın askerî ve teknik destek sunması
Sonuçları
- Alman etkisi Osmanlı ordusunda arttı
- Bağdat Demiryolu gibi projeler önem kazandı
- Osmanlı dış politikasında Almanya yeni denge unsuru oldu
II. Meşrutiyet ve Son Dönem (1908-1922)
II. Abdülhamid döneminin sonlarında muhalefet güçlendi ve 1908’de II. Meşrutiyet ilan edildi. Bu süreç, Osmanlı Devleti’nin son yıllarını oluşturur.
II. Meşrutiyet (1908)
Önemi
- Meclis yeniden açıldı
- Siyasal hayat canlandı
- Basın ve fikir hareketleri güçlendi
- Siyasi partiler etkili olmaya başladı
Trablusgarp Savaşı (1911-1912)
Hangi padişah döneminde?
V. Mehmed Reşad döneminde.
Neden çıktı?
- İtalya sömürge yarışında pay almak istiyordu
- Osmanlı’nın Kuzey Afrika’daki son önemli toprağı Trablusgarp hedef seçildi
Sonuçları
- Osmanlı bölgeyi korumakta zorlandı
- İtalya Trablusgarp’ı ele geçirdi
- Osmanlı denizaşırı topraklarını savunamayacak kadar zayıfladığını gördü
Balkan Savaşları (1912-1913)
Neden çıktı?
- Balkan devletlerinin Osmanlı’ya karşı birleşmesi
- Milliyetçilik akımının etkisi
- Osmanlı’nın Trablusgarp ile meşgul olması
Sonuçları
- Osmanlı Balkan topraklarının çoğunu kaybetti
- Büyük göçler yaşandı
- Edirne kısa süreli kaybedildi, sonra geri alındı
- Osmanlı’nın Avrupa’daki varlığı çok daraldı
Önemi
Balkan Savaşları, imparatorluğun çözülmesini hızlandıran çok ağır darbelerden biridir.
I. Dünya Savaşı’na Gidiş
Osmanlı Devleti 1914’e gelindiğinde Avrupa’daki büyük bloklaşma karşısında Almanya’ya yakın duruyordu. Bunun temel sebebi Rusya tehdidi ve İngiltere-Fransa’ya güvensizlikti.
I. Dünya Savaşı ve Sonuçları (1914-1918)
Her ne kadar başlığın ana ağırlığı XIX. yüzyıl olsa da “En Uzun Yüzyıl” 1922’ye uzandığı için I. Dünya Savaşı ve sonrasını da kapsar.
Osmanlı neden savaşa girdi?
- Almanya ile yakınlaşma
- Rusya tehdidi
- Kaybedilen toprakları geri alma ümidi
- İttifak sistemi içinde yalnız kalmama isteği
Sonuçları
- Osmanlı çok cephede savaştı
- İnsan ve ekonomik kaynaklar büyük ölçüde tükendi
- İmparatorluğun çözülme süreci hızlandı
Mondros Ateşkes Antlaşması (1918)
Önemi
- Osmanlı Devleti fiilen teslim oldu
- İtilaf Devletleri işgallere başladı
- Osmanlı’nın siyasî varlığı büyük ölçüde sona yaklaştı
Millî Mücadele Süreci ve Osmanlı’nın Sonu (1919-1922)
“En Uzun Yüzyıl” başlığı 1922’ye kadar uzandığı için, bu dönemin sonunda Osmanlı Devleti’nin hukuken de sona erişi görülmelidir.
Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongreleri
Bu gelişmeler Osmanlı’dan millî egemenliğe geçişin siyasi zemininin kurulduğunu gösterir.
Misak-ı Millî (1920)
Önemi
- Türk milletinin kabul edeceği en son sınırlar ve temel ilkeler belirlendi
- Millî Mücadele’nin siyasi programı ortaya çıktı
Sevr Antlaşması (1920)
Önemi
- Osmanlı Devleti’ni fiilen parçalamayı amaçladı
- Türk milleti tarafından kabul edilmedi
- Millî Mücadele’yi daha da meşrulaştırdı
TBMM’nin Açılması (1920)
Önemi
- Egemenlik anlayışı değişti
- Osmanlı merkezli yönetimden millî iradeye geçiş başladı
Saltanatın Kaldırılması (1922)
Önemi
- Osmanlı Devleti hukuken sona erdi
- Millî egemenlik esaslı yeni Türk devleti süreci kesinleşti
🟦 Not: “En Uzun Yüzyıl”ın sonu, sadece bir devletin yıkılışı değil; aynı zamanda yeni bir siyasi düzenin doğuşudur.
En Uzun Yüzyılın Genel Özellikleri
Bu döneme bütün olarak bakıldığında şu temel özellikler görülür:
- Osmanlı klasik yapısını sürdürememiştir
- Devlet ayakta kalmak için sürekli reform yapmak zorunda kalmıştır
- Milliyetçilik imparatorluğu derinden sarsmıştır
- Avrupa müdahalesi artmıştır
- Modernleşme ile çözülme aynı anda yaşanmıştır
- Anayasa, meclis, modern okul, modern ordu ve basın gibi yeni kurumlar gelişmiştir
- Sonunda Osmanlı Devleti yerini millî egemenliğe dayalı yeni düzene bırakmıştır
AYT Açısından Özellikle Bilinmesi Gereken Noktalar
Bu konuda olayları sadece tarih sırasıyla değil, padişahlarla birlikte çalışmak çok faydalıdır.
II. Mahmud
- Sened-i İttifak
- Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması
- Sırp ve Rum meseleleri
- Navarin
- Edirne
- Mehmet Ali Paşa sorunu
- Hünkar İskelesi
Abdülmecid
- Tanzimat
- Kırım Savaşı
- Paris
- Islahat
Abdülaziz
- Mali sorunların büyümesi
- Paris düzeninin zayıflaması
- Balkan bunalımı
II. Abdülhamid
- I. Meşrutiyet’in kapanışı
- 93 Harbi
- Ayastefanos
- Berlin
- Düyun-u Umumiye
- Tunus ve Mısır’ın kaybı
- Almanya ile yakınlaşma
V. Mehmed Reşad
- II. Meşrutiyet sonrası dönem
- Trablusgarp
- Balkan Savaşları
- I. Dünya Savaşı süreci
Son Aşama
- Mondros
- Misak-ı Millî
- Sevr
- TBMM
- Saltanatın kaldırılması
Genel Değerlendirme
En Uzun Yüzyıl, Osmanlı tarihinin en sancılı ama aynı zamanda en dönüştürücü dönemidir. Bu çağda devlet, bir yandan toprak kayıpları, isyanlar, işgaller ve dış müdahalelerle mücadele etmiş; diğer yandan modernleşme, merkezîleşme ve yeniden yapılanma çabalarına girişmiştir. Yani bu yüzyıl, yalnızca gerileme değil; aynı zamanda Osmanlı’dan modern Türkiye’ye uzanan büyük değişim sürecidir.
